Yaprakları gümüş renkli, dalları meyve dolu iğde ağacı... Bir bilsen ki beni 33 sene öncesine hızla götürüp getirdiğini...
Konya, Nalçacı'da bir villa.. Tam 33 sene öncesi villa mı vardı diyorsanız eğer, inanın rahmetli Büyükbabamın vardı. Hatta dışcephesi Lila renk, adı da Villa Köşk'tü.. O dönemlerde beton ev sayılacak kadar azdı. Sadece Dedemlerin oturduğu cadde üzerinde, isimleri tüm Konya tarafından bilinen 10 katlı apartmanlar ve çoğunlukla toprak evler vardı..
Yol boyunca müstakil veya en fazla 2 katlı birkaç beton bina içerisinde, Büyükbabamın Villası göze çarpardı. 3 katlı evin garaj kapısı, kapının açıldığı avluda fıskiyeli bir havuz, havuzun az ilerisi müştemilat gibi küçük bir yapı, arkasında kocaman bir tarla, en üst katta geniş bir teras, terasta pembe zakkum çiçekleri ve bahçede, dalları terasa kadar uzanan dev bir iğde ağacı..
Bayramlarda elini öpmeye giderdik ve en üst katta oturan Büyükbabam bizi merdivenin başında karşılardı. Diğer katlarda amcalarım otururdu.. Galiba bir de kiracısı vardı. Hep takım elbiseli, beyaz sakallı hatırladığım Rahmetli Osman Dedemin sesini hiç hatırlamıyorum.. Yüzünü de,babamın muayenehanesinde duran, fotoğrafına sık sık baktığım için hafızama kazımış olmalıyım..
Yine takım elbise içinde, bir heyet toplantısında çekilmiş, grand tuvalet, bacak bacak üstüne atmış, havalı bir şekilde oturduğu siyah beyaz fotoğrafı.. Hep merak etmişimdir o fotoğrafın içindeki renkleri... Hatırladığım kadarıyla çok aktif adamdı.. Mahallenin muhtarlığını yaptı yıllarca.. Dişçiydi.. O zamanlar dişçilik önemli adam olmaktı ve saygı duyulurdu.. Zamanına göre zengindi.. Herşeyi bol bol alırdı.. Dişçi Osman dedikleri zaman yedi düvel bilirdi.. Babam kendini tanıtırken -Dişçi Osman'ın oğluyum - diye tanıtırdı.. Türk Hava Kurumu Derneği'nde de aktif görev alırdı.. Eminim daha başka şeyler de yapardı ama küçük yaşta aklımda kalan şeyler bu kadar..
Villa Köşk rengi itibariyle hafızamda muhteşem bir bina gibi yer etse de ben, en çok bahçedeki o iğde ağacını severdim.. Çünkü terastan bir ağacın üst dallarına ulaşmak ve meyvelerini toplayıp yemek ne enteresan şeydi.. İçinin pamuk gibi yumuşacık olması, leblebi tozu gibi hem tatlı hem un kıvamında olması, ve o gümüş gibi parlayan yapraklar.... Bence iğde ağacı en enteresan ağaçtı... Ve Büyükbabamın her seferinde bize dilediğimiz kadar yememize izin vermesi ne muhteşemdi.. Kardeşim Cenk ile beraber uzanabildiğimiz dallara uzanıp teker teker yerdik.. Hatem göremedi Osman Dedemi.. O henüz yeni doğmuştu ve Büyükbabam vefat etti.. Sonrasında onsuz bayramlar ne garipti..
Yıllar sonra o mahalle, tabiri caizse kentsel dönüşüme girdi.. Konya'nın ilk ve en büyük gökdeleni ve ilk ve en büyük alışveriş merkezi Afra yapıldı.. O sokağa bakmaya gittiğimizde çocukluk anılarımdan eser yoktu.. Villa Köşk otopark olmuştu.. Ne garip... 20 li yaşlarıma kadar o sokağa bakmaktan kendimi alıkoyamadım.. Lila renkli Villa Köşkü aradı gözlerim... Sokak oyunlarımız, karşıdaki çıkmazda bir horozun beni didiklemesi... Horoz bile yoktu artık.. Gözümde canlanamayan,aklımdan çıkmayan bir avuç hatıra...
Bizim bahçede de var iğde ağaçları.. Hatta Beylikdüzü için iğde ağacı tarlası diyebilirim.. Her rüzgarda o yaprakların parıltısı beni benden alır.. Oturup saatlerce izleyebilirim..Ve olgunlaşmış meyveleri.. Bulursanız mutlaka tadın.. Çok da şifalıdır..
Geçen gün geçtik bu ağacın altından.. Yeni düşmüş iğdeleri topladım.. Çocuklarıma da verdim.. Önce tedirgin oldular.. Bakın içine dedim, pamuk şeker gibi.. Merak edip yediler ve çok sevdiler.. Birkaç tane daha topladım.. Onlarla beraber kenarda köşede kalmış anılarımı da.. Çok değildi, en fazla 1 avuç etti.. Aynı Osman Dedem gibi dedim içimden.. Aklımda bu kadarcık anın var ama pamuk şeker gibi tatlı.. Ve iğdeler 33 sene önceki tadındaydı..
Ruhun şad olsun Büyükbabacığım...
#küçükyazılarım
13.11.2016

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder