5 Mayıs 2019 Pazar


Çocuktuk, mutluyduk... 
  
    İzmir'de bir dönem Basmane'de yaşadık.. Bayraklı'daki İzmir körfezi manzaralı, 4 oda 1 salon evimizden sonra orası bizim için büyük bir hayat tecrübesiydi.. Aslında pek de anlamıyorduk. Küçüktük.. 
    Tek üzüntümüz, okulumuzdan, zaten sınıf arkadaşlarımız olan mahalle arkadaşlarımızdan ve herbiri Anne yarısı olabilecek arkadaşlarımızın anneleri mahalle teyzelerimizden, komşularla akşam gezmelerimizden, çiğdem çitleyerek döndüğümüz açık hava sinemasından, Babam gelince ödeyecekmiş dediğimiz ve sözümüzün senet yerine geçtiği mahalle köşesindeki Bakkal Melahat Teyze'den, uçurtma uçurduğumuz, kayalara ve ağaçlara tırmanıp kendimizce macera yaşadığımız en eğlenceli oyun merkezlerine bin basan mahallemizden çıkıp hiç bilmediğimiz bir yere gitmekti... 
     Zor zamanlarımızdı demek ki.. Çocukken farkına varmıyor insan.. Basmane'de babamın Diş Protez atölyesi ve muayenehanesi vardı.. Osmanlı zamanından kalma, pencereleri ahşap kepenkli, kapısı kale kapısı gibi işlemeli, sürgülü ve kocaman ... Yüksek tavanlı evin iç kapıları da çok uzundu ve hiç bu kadar uzun kapı görmemiştim.. 3 katlı evin her yeri başka alanda hizmet veriyordu.. Babamın odasının karşısında Cibinlikçi Ali Elbi Amca, binanın alt katında çalışırken zemini titreten gürültülü makinaları ile konfeksiyon atölyesi, en üst katta da süt babanemin Çerkez akrabalarının oğulları, Tayfun Abi, Musa Abi ve bizim folklor hocamız olan Ahmet Abi kalıyordu.. Üst kat tam bir bekâr eviydi. Ve bizim yaşayacağımız yer de orasıydı..
     Hepsi birbirinden eğlenceli ve tatlı abiler üstteki tek göz odayı boşaltacaklardı.. Ve biz Bayraklı'dan sonra o tek göz oda ve bir antreden oluşan hayatımıza başlayacaktık.. Büyük sayılabilecek bir de teras vardı ve galiba o evde en çok sevdiğim yer orasıydı.. Yazları çok keyifliydi de, kışın her yağmurda akan çatısı, her rüzgârda basan soba bacası ve yorganlarımıza damlayan, simsiyah boyayan, ne kokusu ne izi çıkmayan is, nerdeyse her hafta fazladan gece mesaisi yaptırıyordu hepimize.. 
     Evin her köşesi çok eskiydi ki kiremitler beter durumdaydı... Su damlayan her yere, sırf yağmur suyu için görevlendirdiğimiz mintax kovalarını koymak bize göre eğlenceliydi. Damlaların ıslattığı hizaya göre yer tespiti yapmak, birkaç kovadan hep bir ağızdan gelen, senkronize olamamış ama kendi içinde bir ritmi olan pıt pıt pıt sesleri eğlenceliydi.... Kiremitler çok eski olduğu için, küçük ve zayıf olduğu için, Babamı taşıyamayacağı için ve pencere çok küçük olduğu için, evin Babamdan sonra en büyük erkeği olan 10 yaşındaki kardeşim Cenk'in pencereden çıkıp kiremitlerin altına serilen naylon poşeti ve bozulan kiremitleri, ıslanarak ve tir tir titreyerek düzeltip, tekrar pencereden inmesi eğlenceliydi.. Ama her çatı vukuatından sonra hastalanması, ateşlenmesi ve öksürmesi hiç de eğlenceli değildi.. 😔 Küçüktük, bilmiyorduk, mutluyduk.. 
     Okulumuza gitmek için uzun bir yokuş çıkıyorduk. Kimbilir belki sırılsıklam oluyorduk, belki ayaklarımız su içinde kalıyordu, çünkü heryerden yağmur suyu akıyordu.. Şimdikiler gibi yağmur botlarımız da yoktu.. Belki de çok üşüyorduk.... Ama mutluyduk... 
   Tek göz odada, bir sobanın etrafında, 5 kişi yatıyorduk. Çürümüş pencerelerden yağmur suyu ve rüzgar geldiği için naylon kaplıydı. Akşamları da köşelerine çakılı çivilere battaniye çakardık. Sıcacık olurdu... Biz mutluyduk... 
    Annemin o anki hislerini, şimdi ben de Anne olduğum için tahmin edebilirim belki. Kabullenmişti, çaresizdi. Elindekilerle mutlu olmayı biliyordu.. Hiç şikayet ettiğini görmedim, göstermedi.. Ama geceleri mide ağrısından inleyerek ağlamasını duyuyordum.. Küçüktük, anlamıyorduk biz mutluyduk.. 
     Bunca sıkıntıya rağmen Annem bizi hep eğlendirdi.. Hiçbirşeyimizi eksik koymadı.. O köhne evde saraylı gibi yaşadık ve en mutlu günlerimizi orada geçirdik.. Sonraları daha iyi evlere çıktık.. Hep bir level yukarıda yaşadık ama en unutulmaz anılarımızı Basmane'de bıraktık... Öyle dolu dolu yaşadık ki, sayfalarca roman olur... O tarihi ev de bizimle hayat bulmuştu sanki.. Herşeye rağmen dimdik durdu.. Biz taşındıktan sonra eşini kaybetmiş insanlar gibi birden yaşlandı ve çöktü... 
       Her yağmurda, üzerime düşen her damlaya, beni en mutlu günlerime götürdüğü için teşekkür ederim.. 🙏💝

29.12.2016

#küçükyazılarım 
#annemiçin


Hiç yorum yok: